Başkasına ait bir markanın taklidi kişileri tazminat sorumluluğuyla karşı karşıya getirebilmektedir.
Bunun yanında başkasına ait bir markanın taklidi koşulları oluştuğunda suç da teşkil edebilmektedir. Taklit edilen marka Türkiye’de tescilli ise Sınai Mülkiyet Kanunu md. 30 aşağıda belirtilen fiillerin cezalandırılacağını belirtmektedir:
-Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
-Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
-Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Aşağıdaki Yargıtay kararında suçun her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmektedir:
“…Gereği görüşülüp düşünüldü: Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 21/01/2009 tarihli 5833 sayılı Kanun’un 3. Maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 556 Sayılı KHK’nın 61/A-1 maddesinde yer alan, güncel haliyle 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. Maddesinde yer alan “marka hakkına tecavüz” suçunun unsurlarının, “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla; satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak” olduğu, suçun oluştuğunun her türlü delille ispatının mümkün olduğu, şikayetçi vekilinin dosyaya hak sahipliği belgelerini, şikayete konu marka hakkına tecavüz ettiği iddia edilen hizmet alanlarını ve emtia listesini, buna dair şüphelinin kullandığı “Anka” kelimesi ve hizmet verdiği pansiyona dair yapılan delil tespiti ve bilirkişi raporunu sunmak suretiyle kamu davası açılması için şikayette bulunduğu, ancak bunun üzerine savcılık tarafından başkaca hiçbir araştırma yapılmaksızın “şüphelinin fiilinin marka hakkına tecavüz fiilini oluşturmayacağı, kullandığı Anka Pansiyon kelimesinin, şikayetçinin tescilli markası olan logosu ve markasının şüphelinin kullandığı alan ve hizmet sektörü ile tamamen farklı olduğu, tescilli kelime ve logoyla benzerlik içermediği, iltibas veya iktibasa yol açmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
Soruşturma dosyası incelendiğinde, şüphelinin suça konu “Anka Pansiyon” ismini kullandığı pansiyonunda delil tespiti yapıldığı, dosyada yer alan bilirkişi raporunun sonuç kısmında “şüpheli ve şikayetçinin iştigal alanlarının aynı olduğu, kullanılan isimlerin aynı isimler olduğunun yazıldığı” Savcılık makamının dosyada toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu, delillerin suçun unsurlarını oluşturduğuna dair takdirin ise mahkemeye ait olduğu nedenleriyle, dosya içerisinde kamu davası açmaya yeterli delilin toplandığı anlaşılmakla,
Yukarıda izah edilen nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/01/2015 tarihli ve 2015/2429 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, 25.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. “(Yargıtay 19. C.D. 2016/5917 E. , 2017/3660 K)
DR Hukuk

