Avukat Dilara Rende

Blog Details

  • Home
  • BOŞANMA HUKUKU
  • DAVACININ BABALIK DAVASINA KADAR BABALIĞI BENİMSEMEMESİ ÇOCUĞUN BABASIZ BÜYÜMESİNE SEBEP OLMUŞTUR

DAVACININ BABALIK DAVASINA KADAR BABALIĞI BENİMSEMEMESİ ÇOCUĞUN BABASIZ BÜYÜMESİNE SEBEP OLMUŞTUR

Çocuğun üstün yararı ilkesi, velayet, babalık ve manevi tazminat davalarında çocukların haklarının korunmasını sağlar.

Tüm hukuki süreçlerde çocuğun yararı önceliklidir.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesi Nedir?

“Çocuğun üstün yararı”, çocukla ilgili tüm hukuki süreçlerde ve idari değerlendirmelerde çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimini en üst düzeyde koruyan seçeneğin tercih edilmesi ilkesidir. Hem Türk Medeni Kanunu hem de Çocuk Haklarına Dair Sözleşme bu ilkeyi açıkça benimser. Bu ilke, çocuğun haklarının korunması ve tüm kararların merkezinde çocuğun yararının gözetilmesini sağlar.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesinin Uygulama Alanları

Çocuğun üstün yararı ilkesi, yalnızca velayet davalarında değil; babalık davaları sonrasında açılacak manevi tazminat davalarında da önemlidir.

Aşağıdaki Yargıtay kararı, davacı çocuğun, kendisini babalık davasına kadar tanımayan babasına karşı açmış olduğu tazminat talepli davaya ilişkindir. Davada, davalının davacının KENDİ ÖZ ÇOCUĞU OLDUĞUNU BİLMESİNE RAĞMEN TANIMADIĞI, ÇOCUĞUN BABASIZ BÜYÜDÜĞÜ VE DOĞDUĞU TARİHTEN İTİBAREN BÜYÜK ZORLUKLARLA MÜCADELE ETTİĞİ İDDİA EDİLEREK TAZMİNAT TALEP EDİLMİŞTİR.

Yargıtay kararı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesine atıf yaparak; çocukları ilgilendiren kamu kuruluşlarında, mahkemelerde, idari makamlarda ve yasama organları tarafından yapılan faaliyetlerde çocuğun yararının temel düşünce olacağını vurgulamaktadır.

Kararda ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına da değinilmiş olup çocuğun ve ebeveynin menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerektiği, ancak bu dengelemede çocuğun üstün yararının, mahiyet ve ciddiyetine bağlı olarak ebeveynin menfaatine göre daha fazla önem taşıyabileceği belirtilmektedir:

“…Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, davalının babalığı inkar etmesi nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin annesi ile davalının resmi nikah olmaksızın beraberlik yaşadıklarını, bu birliktelik neticesinde müvekkilinin dünyaya geldiğini, müvekkilinin davalının kızı olduğunu, bu durumun babalığın tespiti davası ile netleştiğini, davalının müvekkilini kendi öz çocuğu olduğunu bilmesine rağmen evladı olarak kabul etmediğini ve babalığın gerektirdiği maddi ve manevi sorumluluğunu hiçbir zaman yerine getirmediğini, müvekkilinin doğduğu tarihten itibaren büyük zorluklarla mücadele ettiğini beyan ederek maddi ve manevi zararının tazminini talep etmiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacının yaş itibariyle babası olan davalıya bakacak duruma geldiğini, davacının kendi ayakları üzerinde duracak yaşta olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararının temel düşünce olması gerektiğini, taraf devletlerin çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenmelerini ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri almaları gerektiğini hatırlatmaktadır.

Yine, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin 14 numaralı Genel Yorumu’nda, mahkemelerce usuli ya da esasa ilişkin olmaları fark etmeksizin her durumda çocuğun üstün yararının dikkate alınmasının sağlanması ve bu ilkenin tüm uygulama tedbirlerinde öncelikli düşünce olması gerektiği vurgulanmıştır.

Öte yandan; ebeveyn ve çocuk arasındaki karşılıklı ilişkinin, aile hayatının temel bir unsuru olduğunu kabul eden AİHM, çocuk ile ebeveynin menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması gerektiğini, ancak çocuğun üstün yararının mahiyet ve ciddiyetine bağlı olarak ebeveynin menfaatine göre daha fazla önem taşıyabileceğini belirtmektedir (AİHM, Şahin/Almanya [BD], B. No: 30943/96, 8/7/2003, § 66; Plaza/Palanya, B. No: 18830/07, 25/1 /2011, § 71).

Anayasa Mahkemesi tarafından benimsenen görüş ise şöyle özetlenebilir: “Anayasa’nın 41. maddesinde çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma, ilişkiyi sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir. Bu noktada anne ve baba ile düzenli bir kişisel ilişki sürdürülmesinde çocuğun üstün menfaatinin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. … Bireyin ana babasını bilme, babasının nüfusuna yazılma ve bunların getireceği haklardan yararlanma, ana ve babasından velayete bağlı görevlerini yerine getirmelerini isteme hakkı, onun maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi kapsamındadır” (AYM, Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım Başvurusu, B. No: 2014/597, K.T: 26/12/2017).

Dava konusu olayda, davalının, davacının annesi ile resmi nikah olmadan birlikteliği sonucu davacının dünyaya geldiğini kabul ettiği, nüfus kaydında baba olarak davalının ismi geçmesine rağmen davacının kızı olduğunu mahkemece babalığa hükmedilene kadar babalığı benimsemeyerek davacının babasız büyümesine neden olduğu, bu nedenle de davacının üzüntü ve elem duyduğu anlaşılmaktadır.

Şu halde; davacının, davalı babası tarafından tanınıp bilinme, babasının nüfusuna yazılma ve bunun getireceği haklardan yararlanma hakkı, velayete bağlı görevlerini yerine getirmesini isteme hakkı ile birlikte, maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi için gereklidir. Açıklanan nedenlerle davacı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı sebeplerle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/12/2018 gününde oy birliğiyle karar verilmiştir.”
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/12541 E., 2018/7636 K.)

DR HUKUK-Ankara

Add Comment

Decision Are A Professional Attorney & Lawyers Services Provider Institutions. Suitable For Law Firm, Injury Law, Traffic Ticket Attorney, Legacy And More.

Contact Info

+(002) 0121-2843-661
+(002) 0106-8710-594
AR-Coder@arcoder.com
Support@arcoder.com
Menouf City , El-Menoufia, Egypt.
Shibin El-Kom , El-Menoufia, Egypt.

Follow Us

Cart

Sepetinizde ürün bulunmuyor.